|
Tweet |
NE DERSİNİZ ANKARA İLE FLÖRT ETMEYE?
Hep İstanbul hakkında yazılır şiirler, romanlar. Şarkılar bestelenir O’na dair. Çok güzel şehirdir inkâr edemez ki insan. Bazen şuh bir kadın gibi baştan çıkarıcı, bazen masum bir çocuk gibi kırılgan. Baharda açan erguvanlar gibi pembe, kurumuş dallara tutunmaya çalışan yapraklar gibi sarı kimi gün. Telaşlı hep. Bir yerlere yetişme çabası saran çehresini. Bir o kadar da anaç bağrında barındırdıklarına kucak açan. Gel de âşık olma. Gel de sevme delicesine. Tutkunu olma. Evet, âşık olmayan yoktur herhalde İstanbul’a.
Varın siz âşık olun İstanbul’a.
Lakin ne dersiniz Ankara ile flört etmeye?
Kuğulu’da, Seğmenler’de, Botanik’de bir bankta oturmaya sarmaş dolaş.
Cinnah’tan aşağıya el ele yürümeye.
Sakarya’da kadeh tokuşturmaya, balık ekmek yemeye.
Akşamüstü sıcacık bir Ankara simidini bölüşmeye Yüksel Caddesi’nde.
Dondurma yemeye gitmeye Çiflik’e göz göze.
Gün batımını seyretmeye Ankara Kalesi’nden. Bir başka olur Başkent’in akşamları.
Hadi söyle bakalım!
Sevdanı yolcu ettin mi hiç Ankara Garı’ndan askere? Mendil salladın mı ardından? Buğulandı mı gözlerin?
Atakule’den kuşbakışı seyre daldın mı dürbünle Ankara’yı? Büyülendin mi itiraf et!
Peki, dans ettin mi Döner Restorant’ta Çankaya ile?
Teleferikle dolaştın mı Keçiören semalarında?
Ansızın yağmura yakalandığında sığındığın oldu mu büyük alışveriş merkezlerinden birine?
Koşuşturup durdun mu sinemadan tiyatroya, tiyatrodan, konserlere, konserlerden sergilere? Uğradın mı müzelerine?
Dolaştın mı Konur Sokak’taki kitapçıları?
Meşrutiyet Caddesi’nden sola kıvrılıp bıraktın mı kendini Mithatpaşa’dan aşağıya doğru? Soluklandın mı Necatibey caddesinde?
Yolun düştü mü Ziya Gökalp Caddesine?
Geçtin mi bir akşamüzeri Sakarya Caddesi’nden?
Atatürk Bulvarından yukarı doğru çıktın mı mağazaların vitrinlerine baka baka?
Kızılay Meydanı’nda yeni yıla girdin mi coşkulu kalabalıkla beraber?
Sohbete dalıp da Bahçelievler’deki pastanelerin birinde zamanı unuttuğun oldu mu hiç?
Büyük Atamızın ebedi istirahatgahına düştü mü yolun? Yürüdün mü aslanlı yoldan mis kokulu çiçeklerin arasından?
Yüzünü döndün mü Ulus’ta Atamızın heykeline? Tüylerini tek tek etti mi eski Meclis ve karşısındaki Ankara Palas? Buram buram tarih kokusu esti mi burnuna?
Başkent’in hangi semtinde tanıştın ilk aşkınla? Yenimahalle de mi Etlik de mi? Yoksa Etimesgut’ta mı? Belki de Eryaman ya da Elvankent’tir ha.
Yolun düştü mü Çay yolu’na? Hangi arkadaşınla gittin Park Caddesi’ne?
Hamam önündeki Ramazan eğlencelerinin büyüsüne kapıldın mı? Eski konakları yakından görebilmenin ayrıcalığını yaşadın mı? Dinleme şansı yakaladın mı birbirinden muhteşem şiirleri, şairlerinin sesinden Kabakçı Konağı’ndaki şiir akşamlarında.
Hacı Bayram Veli’yi ziyaret ettin mi dudaklarında dualarla.
Ya, balığa çıktın mı Gölbaşı’nda? Kıyılarında Bahri ya da Sakarmeke’yi gördün mü?
Or-An Ormanında yürüyüşe çıkıp da Eymir’in büyüsüne kapıldın mı hiç?
Sonra, sonra…
Yıkandın mı Kızılcahamam’ın şifalı sularında? Serinledin mi çamların altında? Mangal yaptın mı Çam koru Ormanında?
Yaprak sarmasını tattın mı Beypazarı’nda? Tarhana çorbası içip hoş merim yedin mi üzerine?
Gerdanını, bileğini, kulaklarını süsledi mi gümüş takılar Beypazarı’nda?
Dalından dut toplayıp yedin mi Ayaş’ta?
Karların üzerinde sucuk ekmek keyfine erdin mi Elmadağ’da?
En son ne zaman kahvaltı ettin Çayırhan Gölü’nün yamacında? Tekne ile gezdin mi mavi sularında değişik doğa örtüsü sana gülümserken? Nallıhan’dan aldığın iğne oyaları süsledi mi gününü?
Sevgiyle başını okşadığın oldu mu bir Ankara Kedisinin?
Ağzını tatlandırdı mı Ankara Balı?
Ziyafet sofralarında kaşıkladın mı Ankara tavayı?
Bir ikindi vakti Tunalı Hilmi Caddesi’nde yürürken kısmet çektirdiğin oldu mu yumuk bakışlı bir Ankara Tavşanına? Neyse halin çıktı mı falın?
Soğuk kış günlerinde sıcacık ısıttı mı içini Ankara Keçisinin tüyünden yapılmış tiftik bir kazak?
Gel sen de flört et Ankara ile. Bak nasıl yaren olacak sana. Gör bak neler fısıldayacak kulaklarına. Neler diyecek sabahtan akşama. Kaç hikâye anlatacak topraklarında yaşayan sakinlerine ait. İzin ver Bozkır’ın kendisini sevdirmesine sana. Bambaşka bir tutkudur Ankara sevdası. Bir kere gönül verdin mi zordur vazgeçmesi, çok zor.
Yeter ki elini uzat bir kez, hisset sıcaklığını, kapa gözlerini, teslim ol Ankara’nın taşlı yollarına. Bırak götürsün o yollar seni gidebildiğin yere.
19.02.2026
Sibel UNUR ÖZDEMİR