Bugun...



ANILAR ve FOTOĞRAFLARIMIZ

Biz bebekken annemiz bir deftere not eder belki ilk gülüşümüzü, ilk dişimizi çıkarışımızı, tay tay duruşumuzu, yürüyüşümüzü, ilk kez anne baba deyişimizi. Fotoğraflarımızı çeker babamız, ölümsüzleştirir o anı.

facebook-paylas
Güncelleme: 06-07-2026 11:12:56 Tarih: 05-07-2026 23:39

ANILAR ve FOTOĞRAFLARIMIZ

ANILAR ve FOTOĞRAFLARIMIZ

Zaman geçtikçe anı biriktirir insan. Sever eskilerde yaşamayı. Kendimizi düşünelim mesela. Eski dostlarımızla bir araya geldiğimizde geçip giden yıllardan bahsetmek nasıl da hoşumuza gider. Gençlik günlerimize geri götürür bizi.

İnsan yaş aldıkça eskiye duyduğu özlem daha da artar ve hep geride kalmış günleri temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp masaya koyar. İşin tuhafı yaşanmışlıkları anlattıkça kendini hoşnut hisseder, o tadı damağında kalan güzel günleri yad etmek onu mutlu eder.

Biz bebekken annemiz bir deftere not eder belki ilk gülüşümüzü, ilk dişimizi çıkarışımızı, tay tay duruşumuzu, yürüyüşümüzü, ilk kez anne baba deyişimizi. Fotoğraflarımızı çeker babamız, ölümsüzleştirir o anı.

Yıllar içinde neredeyse yaşanan tüm özel günler çekilen fotoğraflarla taçlandırılır. İlk okula gidiş, doğum günleri, üniversiteden mezun oluş, askere gidiş, nişan/evlilik töreni, dostlarla yapılan kutlamalar, emeklilik yemeği ve daha niceleri. Hem fotoğraf karelerinde hem de zihnimizin bir köşesinde birikir durur anılar. Anılar, bizimle birlikte yaşarlar. Bazı anlar olur ki bizi üzerler, ağlatırlar, bazen de hep güzellikleri hatırlatırlar.

An olur kadife kaplı kutularda biriktirilen objeler olarak çıkar karşımıza anılar; kurumuş bir papatya dalı, kırmızı bir gül goncası, bir tiyatro bileti, yarısı yırtık bir fotoğraf, belki birkaç mektup, üstüne seni seviyorum yazılmış bir peçete ve daha kim bilir sizin için ne anlam ifade ettiğini yalnız sizin bileceğiniz onca anı.

Hafızalarınıza kazınan yaşanmışlıklar. O anın fotoğrafını çeken zihniniz. Hani bazı anlar vardır ki fotoğraf makineniz olmasa da o anı bir ışık yanılsaması gibi aklınıza nakşediverirsiniz. Hatırladıkça bazen gözyaşı döker, bazen de kahkahalar atarsınız.

Sadece yaşadığınız olayların fotoğrafını mı çeker zihniniz? Tabii ki hayır. Okuduğunuz bir kitaptaki ayrıntıların, olayların, karakterlerin de fotoğrafını çeker hatta canlandırır belleğiniz.

Fotoğraf anı dondurur ama siz o fotoğrafa baktığınız da -hele de grup fotoğrafıysa- neler neler anımsarsınız. Kaç kişi ebediyete göçüp gitmiştir o fotoğraftan, kaç kişi hayattadır? Sağlıklı mıdır? Hasta mıdır? Yaşlı mıdır? Kendi kendini idare edebiliyor mudur? O gün yaşadıklarınız bir film şeridi gibi geçer gözlerinizin önünden. O günün tekrarı olmayacaktır ama anılarınız her daim capcanlı kalacaktır ve o fotoğrafa her baktığınızda sizi o güne yeniden, yeniden götürecektir. 

Bir de yıllar geçtikçe insanların fiziki olarak ne kadar değiştiğini de size gösterecektir fotoğraflar. Geçmişten geleceğe uzanan kanıtlardır onlar. Belki de insanların fotoğrafa olan merakları, yaşadıkları özel anları kaydetmek istemeleri geleceğe iz bırakmanın yanı sıra bir sanat dalı olarak da fotoğrafın kendilerine sunduğu görselliktir. Hani çocuk kitaplarında da öyledir ya. Kitapları okumaya başlamadan önce resimlerine bakar, inceler çocuklar. Kendileri kitapta neler yazdığını tahmin etmeye çalışır. Kitapta anlatılan öyküyü okuyunca da kendi aklında geliştirdiği hikâyeye ne kadar uyduğunu/uymadığını irdeler.

Demek ki fotoğraflarımızın anılarımız içindeki yeri oldukça fazla. Şimdi cep telefonları var her zaman yanımızda olan ve bu akıllı aletler her anımızı görüntülememizde yardımcı oluyor. Eskisi gibi yanımızda fotoğraf makinesi taşımamız gerekmiyor. Ama biliyor musunuz ben yine de bilgisayar ya da telefon köşelerinde kalan fotoğraflardan pek haz etmiyorum. Eskisi gibi kâğıda basılmalı fotoğraflar. Albümlere yerleştirilmeli.  Öyle duygusal anlar geldiğinde albümün sayfaları tek tek açılarak o eski günleri gönlünce yad etmeli insan.

Düşünüyorum da… Anı biriktirmek dostlukların, paylaşımların, ilişkilerin süresini de uzatıyor gibi geliyor bana. Hayatı dolu dolu yaşadığınızı işaret ediyor. Acı günler olduğu kadar güzelliklerin de var olduğunun unutulmamasını sağlıyor. Çünkü insan kendisine üzüntü veren anıları daha sıklıkla hatırlar. Güzellikleri hatırlaması için fotoğraflar ona yardımcı olabilir.

Elbette günlük tutan kişiler de anılarını defterlerin sayfalarına kaydederler. Bir ömür ve ciltler dolusu anılar. Çocuklarına bırakacakları en büyük miras bu defterleri olsa gerek.

Bazen bir şarkı takılır dudaklarınıza alır götürür sizi mazinin taşlı tozlu yollarına. Belki bir ikindi vakti Coşkun Sabah seslenir radyodan “Anılar, anılar, şimdi gözümde canlandılar / Anılar, anılar, beni bu akşam ağlattılar” diye. Kim bilir belki de Zeki Müren’dir uzaklardan seslenen “Ben de sevdim bir zamanlar, içimde bin hatıra var/Herkes hayatını yaşar, anılarla yaşıyorum” diye.

İnsanlar geçmişleriyle vardır. Anılarından, yaşadıklarından acı veya tatlı olsun vazgeçemezler. Onları bugünkü kişi yapan, yaşadıkları olayların bütünüdür. Hatıraları, mazisi insanın önüne ket koymaz bilhassa geleceğe unutla bakması için ona yol gösterici olur ki biz bu yaşanmışlıklara ve çıkarılan derslere, edinilen bilgilere tecrübe diyoruz.

Anılar, fotoğraflar, şarkılar, dostlar, günlükler, kadife kutularda saklanan objeler…

Tüm tanıdıkları yok olup gittiğinde, arkasından bir dua edeni kalmadığında gerçekten ölüyor insan yaşanmışlıklarını da beraberinde götürerek.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR




Bu haber 179 defa okunmuştur.


Etiketler :
İnci Koçak memiş / 07-07-2026 09:54:00

Sibelcim Ne güzel anlatmışsın Kalemine sağlık Çocukluğuma gençliğime götürdün, çok teşekkür ediyorum

Döne Güdü / 06-07-2026 21:10:00

Geçmişe daldık okudukça,teşekkürler...

Ayfer Gün / 06-07-2026 21:06:00

Ne tatlı bir bebiş bu. Maşallah.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR SANAT EDEBİYAT Haberleri

YUKARI YUKARI