Bugun...



KARAGÖZ BİLGİSAYAR ÖĞRENİYOR

(Hacivat yazdığı dilekçeyi e-posta sayfasına yapıştırır. Gönder seçeneğini gösterir.) Hacivat: Karagöz’üm, buraya tıkla. (Karagöz bilgisayar ekranına parmağını hızla vurmaya başlar.) Karagöz: Tık tık tık. Hacivat: Aman ne yapıyorsun Karagöz’üm, bilgisayarı kıracaksın. Karagöz: Tıkla demedin mi Hacivat, tıklıyorum işte. Duymuyor musun? Tık tık tık.

facebook-paylas
Güncelleme: 09-03-2026 23:05:23 Tarih: 09-03-2026 22:16

KARAGÖZ BİLGİSAYAR ÖĞRENİYOR

 

KARAGÖZ BİLGİSAYAR ÖĞRENİYOR

Dede: (Karagöz) Nerelerdesin Hacı Cavcav, günlerdir yoksun. Gözlerim yollarda kaldı.

Arda: (Hacivat) Oğluma bilgisayar almıştım Karagöz'üm, onu kurdum. İnternet bağlantısıyla uğraşıyordum.

Karagöz: Ne aldın ne aldın? Büyük saray mı aldın?

Hacivat: Büyük saray değil Karagöz’üm bilgisayar, bilgisayar.

Karagöz: Tamam tamam, anladım. Ne işe yarar bu bilgi midir, saray mıdır?

Hacivat: İçinde dünyanın bilgisini saklıyor. Dokunuyorsun düğmesine, açılıyor. Giriyorsun sayfalara, istediğin işlemi yapıyorsun.

Karagöz: Bıybıybıybıy. Bu bilgi sarayı o kadar büyük mü yani? Kocaman kocaman kapıları mı var? Beni de o saraya götürür müsün Hacivat?

Hacivat: Çok mu merak ediyorsun?

Karagöz: Çok merak ediyorum bıybıybıy.

Hacivat: Haydi o zaman bize gidelim.

(Hacivat’ın evine giderler. Bilgisayarın başına otururlar.)

Karagöz: Aman iki gözüm, bu küçücük kapaktan içeriye nasıl giriyorsun?

Hacivat: Karagöz’üm, biz kapaktan içeri girmiyoruz.

(Bilgisayarın düğmesini gösterir.)

Bak, şuradaki düğmeden açıyoruz. Öğrenmeyi istediğimiz şeyi arama sayfasına yazıyoruz. Bütün bilgiler karşımıza geliyor.

Karagöz: Nasıl yani?

Hacivat: Dünyanın öbür ucundaki olaylardan bile haberimiz oluyor. Örneğin, gezmediğin görmediğin yerleri bunun içinde görebilirsin.

(Karagöz yanındaki minderi Hacivat’ın başına indirir.)

Karagöz: Sen de görmediğin dayağı böyle yersin. Al sana! Al sana!

Hacivat: Aman Karagöz’üm, vurma!

(Karagöz vurmaya devam eder. Küt!)

Karagöz: Sen de karşımda durma!

Hacivat: Ah aman, neden vuruyorsun!

Karagöz: Hani bize gelecektin, hani şu dilekçeyi yazacaktın! Bak, akşam oluyor. Eğer göndermezsem çok istediğim o işi kaçırmış olacağım.

Hacivat: Merak etme Karagöz’üm, işte buradayım. Hemen yazar göndeririz.

Karagöz: Akşam oluyor. Ne zaman yazacaksın, ne zaman göndereceğiz. Daha postaneye gidilecek. Çok geç kaldık çok!

Hacivat: Merak etme dedim ya iki gözüm, hemen yazmaya başlayalım.

Karagöz: ( yerinden fırlar) Dur eve gidip kâğıt kalem getireyim. (Telaşla elini alnına götürür) Eyvaaah!

Hacivat: Ne oldu?

Karagöz: Evde kâğıt yok! Bir koşu kırtasiyeye gidip alayım.

Hacivat: Efendim, dilekçeni bilgisayarda yazacağız. Bunun için kâğıda ve kaleme ihtiyacımız yok.

Karagöz: O zaman hemen başlayalım.

Hacivat: Başlayalım.

Karagöz: (Yine telaşlanır) Eyvah!

Hacivat: Bu sefer ne oldu Karagöz’üm?

Karagöz: Zarfımız yok! Birazdan postane de kapanacak.

Hacivat: Zarfa da ihtiyacımız olmayacak iki gözüm. Postaneye de gitmeyeceğiz. Bilgisayardan göndereceğiz bilgisayardan! Bir dakika içinde ellerinde olur.

Karagöz: Seni gidi Hacıcavcav seni. Şimdi kafanı patlatayım da gör.

(Gümmmm!)

Hacivat: Ah kafam! Ne yapıyorsun Karagöz’üm, ne dedim ki şimdi?

Karagöz: Benimle dalga mı geçiyorsun? Bu dilekçe Adana’ya gidecek. Bu aletten nasıl göndereceksin. Kâğıdı var, zarfı var, pulu var, üstelik postacısı da var!

Hacivat: Ah Karagöz ah! Teknolojinin bize sağladığı kolaylıkları bilseydin bana böyle davranmazdın. Sana kızamıyorum. Öğreneceksin elbet ama önce şu minderi kafamdan çek.

Karagöz: Tamam Hacivat, tamam tamam, minderi çektim.

Hacivat: Gel yanıma otur, yazmaya başlayalım. Sen söyle ben yazayım, ben yazayım sen söyle.

Karagöz: Tamam oturdum.

(Dilekçeyi yazarlar.)

Hacivat: Gördün mü Karagöz’üm, dilekçen ekranda.

Karagöz: Ne? Erkan’da mı? Ne işi var benim dilekçemin balıkçı Erkan’da. Üstelik ben ondan hiç hazzetmem.

Hacivat: Balıkçı Erkan’da değil Karagöz’üm, ekranda ekranda. Yani

bilgisayarın camında.

Karagöz: Öyle desene Hacivvat! (dilekçeyi ekranda seyreder) Aaa ne güzel görünüyor.

Hacivat: (gururla güler) Şimdi oturduğumuz yerden göndereceğiz.

Karagöz: Ne? Hemen mi gidecek, hem de Adana’ya!

Hacivat: İstersen dünyanın öbür ucuna bile gider iki gözüm. Şimdi sana hemen bir e-posta almamız gerekecek.

Karagöz: Bıy bıy bıy bıy bayılırım pastaya. Benim pastam çikolatalı olsun. Üstüne ceviz serptirmeyi unutma. Yanında da çay isterim.

Hacivat: Ne pastası Karagöz’üm, ne cevizi?

Karagöz: Sana bir pasta alalım demedin mi?

Hacivat: Pasta demedim Karagöz’üm, e-posta, e-posta.

Karagöz: Efendim efendim?

Hacivat: Yani elektronik posta adresi Karagöz’üm.

Karagöz: (yerinden fırlar) Tamam Hacivat, sen yorulma ben bir koşu karşı bakkala gidip alırım.

Hacivat: Aman efendim, oturun yerinize, e-posta bakkaldan alınmaz.

Karagöz: O zaman manavdan alayım.

Hacivat: Manavdan da alınmaz Karagöz’üm.

Karagöz: Kasaptan alayım.

Hacivat: Kasaptan da alınmaz!

(Karagöz yine minderi Hacivat’ın kafasına vurmaya başlar.)

Hacivat: Niye vuruyorsun Karagöz’üm!

Karagöz: Oradan alma buradan alma, peki nereden alacağız?

Hacivat: Bilgisayardan alacağız iki gözüm.

Karagöz: Kaç liraya satıyorlar? Bak pahalıysa alamam! Zaten yanımda fazla para yok. Pazarlık yapalım. Ben çok güzel pazarlık yaparım. Birkaç tane alalım, hem ucuza getirmiş oluruz.

Hacivat: İlahi Karagöz’üm, çok hoşsun.

Karagöz: Çok mu boşum, al sana al sana!

Hacivat: Yeter vurma Karagöz’üm, kafam kırılacak. Para gerekmez.

İnternet’ten alacağız.

Karagöz: İnternet de nedir?

Hacivat: Çok geniş bir iletişim ağı Karagöz’üm.

Karagöz: Bu İnternet ağı balık ağı gibi bir şey mi?

Hacivat: Hayır Karagöz’üm. Bir haberleşme sistemi. İstersen şimdilik benim adresimden gönderelim.

Karagöz: Bıybıbıyıbıy. Çok sevindim Hacivat. Sonra bana da alırız değil mi?

Hacivat: Alırız elbet.

(Hacivat yazdığı dilekçeyi e-posta sayfasına yapıştırır. Gönder seçeneğini gösterir.)

Hacivat: Karagöz’üm, buraya tıkla.

(Karagöz bilgisayar ekranına parmağını hızla vurmaya başlar.)

Karagöz: Tık tık tık.

Hacivat: Aman ne yapıyorsun Karagöz’üm, bilgisayarı kıracaksın.      

Karagöz: Tıkla demedin mi Hacivat, tıklıyorum işte. Duymuyor musun? Tık tık tık.

Hacivat: Öyle değil iki gözüm, şu mausa basacaksın.

Karagöz: Maus ne Hacivat? Yine dalga geçmeye mi başladın benimle?

Hacivat: Fare fare.

Karagöz: Fare mi? Eyvaaaah! Hani nerede? Ben fareden çok korkarım bilmiyor musun? Haydi dışarı kaçalım!

(Hacivat mausu gösterir.)

Hacivat: İşte şuraya Karagöz’üm, bunun adı fare. Tıkla buna.

Karagöz: Öyle desene, ödümü kopardın! Bastım işte.

Hacivat: Bak görüyor musun, gitti işte.

Karagöz: Bıybıybıybıy, demek bu kadar kolaydı. Bu kadar çabuk mu

gidiyordu?

Hacivat: Evet Karagöz’üm, bu kadar çabuk.

Karagöz: Yordum seni.  Yardımın için çok teşekkür ederim Hacivat.Beni büyük bir zahmetten kurtardın.

Hacivat: Bir şey değil Karagöz’üm. Cevap geldiği zaman ben sana haber veririm. Şimdi bilgisayarı kapatalım.

Karagöz: (yerinden fırlar) Dur Hacivat, kapatma, bekle biraz. Valizimi alıp hemen geleyim.

Hacivat: Hayırdır Karagöz’üm, bize mi yerleşeceksin.

Karagöz: Hayır Hacivat. İstanbul’daki kardeşimi çok özledim. Sen

gitmeden bilgisayarın içine gireceğim. Sonra şu fareyle tıklayıp beni İstanbul’a göndereceksin. Söyle Hacivat, kaç dakika sonra kardeşimin yanında olurum?

Hacivat: Aman Karagöz’üm, hiç öyle şey olur mu? Hiç bilgisayarla İstanbul’a gidilir mi?

Karagöz: Neden olmasın? Dilekçe gidiyor da ben neden gidemiyorum?

Hacivat: Adı üstünde, bilgisayar bu. Bilgisayarla sadece bilgi alışverişi yapılır. Sen otobüsle git, trenle git, uçakla git. Neyle istersen git Karagöz.

Karagöz: Kızma Hacivat, şaka yaptım. Keşke bizi İstanbul’a gönderen bir bilgisayar da icat edilseydi.

Hacivat: Kızmadım Karagöz’üm. Çok şaşırdım çok.

Karagöz: Teknoloji ne güzel, ne faydalı bir şeymiş Hacı Cavcav.

Hacivat: Evet Karagöz’üm, bilgisayarımızı iyi şeyler için kullanırsak elbette faydasını görürüz. Saatlerce başından kalkmazsak ya da kötü yönde kullanırsak sadece zarar verir bizlere.

Karagöz: Yardımın için teşekkür ediyorum Hacivat.

Hacivat: Önemli değil Karagöz’üm.

Karagöz: Ben artık eve gideyim. Oğlum bekliyor. Hoşça kal.

Hacivat: Güle güle Hacivat. Yine gel

NUR ERSEN -2015




Bu haber 193 defa okunmuştur.


Etiketler : KARAGÖZ HACİVAT
okuyazgez / 09-03-2026 23:46:00

Teşekkür ederim Sibel Hanım. Değerlerimize sahip çıkmak görevimiz :)

Sibel Unur / 09-03-2026 23:43:00

Karagöz ve Hacivat bizim milli değerlerimizden. Sahip çıktığınız için mutlu oldum.Günumuze uyarlamanız da oldukça başarılı.Kutluyorum. Emeğinize sağlık.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR SANAT EDEBİYAT Haberleri

YUKARI YUKARI